Perşembe, Mayıs 19, 2022
Ana SayfaMagazinMasal dinlerken beynimizde neler oluyor?

Masal dinlerken beynimizde neler oluyor?

«Bir vakitler, daha uçmayı bilmeyen yavru bir kuş varmış. Bir kış geceyi yuvasından düşmüş ve şahsını mekanda bulmuş. Başlamış «Cik! Cik! Cik!» diye ötmeye. Donmak suretiyle olduğundan var gücüyle ötüyormuş. Şansına, oradan geçen bir inek onu görmüş, ısıtmak istemiş. Kuyruğunu kaldırmış ve … Dev gibi, dumanı üstünde tüten bir halka bırakmış üzerine. Sıcak kakadan başını çıkaran minik kuş, bu kez can havliyle ötmeyi sürdürmüş: «CİK! CİK! CİK!» Sesini duyan ihtiyar kır kurdu dört nala koşup gelmiş. Pençesini uzatıp büyük bir itinayla onu sıcak kakadan çıkarmış. Nazikçe temizlemiş. Ve ham diye bir ısırık alıvermiş!

Dedem bu masalın bir ders verdiğini, fakat her insanın bu dersi bizzat başına bulması icap ettiğini söylerdi.

Başını belaya sokanlar, bunu devamlı senin kötülüğün amacıyla yapmazlar. Ve seni beladan kurtaranlar, devamlı senin iyiliğini isteyenler değildir. Fakat bunların da ötesinde bilmen ihtiyaç duyulan bir şey var: Başın belaya girdiğinde, kapat çeneni!» [1]

Kısacıktır. İmkânsız vakalar anlatır, fakat inandırır. Gülünç olmadığında bile eğlendirir. Hakiki değildir, fakat doğru da olabilirmiş şeklinde gelir. İçinde zayıflar, kuvvetliler, iyiler, kötüler ve daima alınacak dersler vardır. Masal, tuhaftır. Alıp farklı bir yerküreye götürmez, önüne bir yerküre serer, çabucak seni içine alır. Sana gösterdiklerine bakarsın ve gördüklerini kesinlikle unutmazsın. Başkaları da görsün istersin. Masalın büyüsüdür. Okuyana, dinleyene belirli olur, şahsını anlattırır.

Bir tek çocuklar değil, büyükler de masalları sever. Kısacık, rahat cümleleri anlaması kolaydır. Muhteşem kabiliyetlere haiz karakterler, mucizevî vakalar şaşırtır, eğlendirir. Devamlı değilse de kötüler yitirir, iyiler kazanır ve mutlu sonla derin bir soluk ve kesinlikle ihtiyaç duyulan ders alınır.

Peki tamamı bunca mı? Masal dinleyenlerin beyninde meydana gelen değişimleri inceleyen bilim adamları, mevzuya birazcık daha ayrıntılı açıklamalar getiriyor. Rahat diliyle masalı basitce algılasa da, aslına bakarsak masal dinlerken beynin değişik işlevler üstüne alan kısımları çok çalışma yapıyor.

Şaşkınlık duygusu uyandıran esrarengiz hususlar, doğaüstü vakalar, amigdalanın aktivitesini artırıyor. Beyinde dikkat ve duygusal süreçlerin işlenmesinde mühim vazife yer sol amigdala masal okuma yada dinleme sırasında canlanıyor. Beynin alt frontal gyrus bölgesinin emek vermesi ise, anlatıdaki uygunsuzluğu gidermek amacıyla ihtiyaç duyulan bilişsel zaman ile açıklanıyor. Bu zaman esnasında çoğalan konsanstrasyon ise dikkat merkezleri alt parietal lob, sol füziform gyrus’u uyarıyor. [2]

Masalın taşımış olduğu düşle hakiki içinde, beyin anlatılanı canlandırıyor. O esnada hakikaten Alaaddin’in Büyülü Lambası’ndan bir cin çıkıveriyor. Pinokyo’nun hem de tahtadan burnu uzuyor. «Develer tellal, pireler berber» oluyor. Anlatıcı «annesinin beşiğini tıngır mıngır sallar» iken aynı da diyebileceğimiz tıpkı beyin, canlandırdıklarına bir mana vermeye çalışıyor.

Iyi mi oluyor da bu sırada beyin yorulmuyor? Niçin meselâ tilki yavru kuşu ham yaparken, ejderhalar ateş püskürürken, babası Pinokyo’nun burnunu keserken strese girmiyor? Arada bir anlatanın «Masal bu ya» diye araya girmesinden mi?

Değil. İnsan beyni çekince söz mevzusu olduğunda özüne iki sual soruyor. « Ne vakit?» ve «Nerede?» Şayet ilkinin yanıtı «Hemen», ikincinin yanıtı «Burada» ise özü amacıyla tehdit farkına varıyor ve kaçmanın ya da şahsını korumanın yolunu arıyor. Oysa masallar «Bir vakitler, bir ülkede» geçiyor. Doğrusu özetleyen da dinleyen de itimatta.

Bu, tehdit aşşagıda olmadığını bilmenin verdiği itimat, aslına bakarsak yaratıcılıkla alakalı üç mühim noktaya dikkat çekiyor.

1. Beynimiz yaratmayı seviyor. Masalların ağızdan ağıza anlatılırken her defasında, anlatanın düş gücüne asılı olarak değişmesi de bunun bir farklı delili.

2. Gerginlik aşşagıda olmadığımızda düş gücümüzün sınırları genişliyor ve «saçma» diye kestirip atmak yerine düş etmenin keyfini çıkarıyoruz.

3. Bu ikisinin organik karar olarak çoğumuz yaratıcıyız.

Masalları bunca leziz kılan, adlarını kimselerin bilmediği o eski anlatıcıların ve uygar masal yazarlarının varlıklı düş kuvvetleri ve kabiliyetleri şüphesiz. Sadece masal ilgimiz, beynimizin mutlu olması ile de fazlaca yakından alakalı. İşte bu sebep ile, bir tek evlatların değil, büyüklerin de masallara gereksinimi var.

[1]Başrollerini Henry Fonda ve Terence Hill’in paylaşmış olduğu My Name is Nobody (Benim Adım Asla Kimse?) filminden bir sahnede anlatılan masal. https://www.youtube.com/watch?v=wxMe4SJdxP8&t=3s&ab_channel=CMOVIES

[2]Cerveau & Psycho / https://bit.ly/32j1M5Y

https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0118179

https://www.cairn.info/voyager-dans-l-invisible–9782359251586-page-23.htm

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

GÜNDEM

SON YORUMLAR