Pazar, Mayıs 22, 2022
Ana SayfaSon DakikaTBMM Başkanı Şentop'tan "adaylık" makalesi - Haberler

TBMM Başkanı Şentop’tan “adaylık” makalesi – Haberler

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop’un, Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) Erdoğan’ın ikinci kez adaylığı hakkında tartışmaların tüzel boyutunu inceleyen makalesi, “hakemli gösterim” olarak bilimsel nitelikli çalışmalara mekan veren Türkiye Hakkaniyet Yüksekokulu Dergisi’nin 50. sayısında gösterildi. Şentop, 2017 tarihindeki Esas kanun farklılığı dahil olmasında yer edinen “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” kuralını bilimsel nitelikli perspektifle irdelediği 40 sayfalık makalesinde, Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) Erdoğan’ın tekrar aday olamayacağı yönündeki kimi zaman iddialara rağmen, adaylığının ön tarafında hukuken bir engel bulunmadığını belirtti. Mevzuyu Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) Erdoğan özelinde değil, 16 Nisan 2017 tarihindeki referandumdan ilkin (parlamenter hükümet sistemi zamanında) seçilen Cumhurbaşkanlarının hepsi yönünden inceleyen Şentop, makalesinde “parlamenter hükümet sistemi zamanında meydana getirilen Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçimlerinin, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi zamanında ‘bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir’ kaideyi uygulanırken dikkate alınıp alınmayacağı” sorusuna yanıt aradı. Şentop’un makalesinde öne çıkan kısımlar özetle şu şekilde:

YORUM YÖNTEMLERİ…

Şentop çalışmasında önce, hukuk biliminde bir hukuk kuralının ne manaya geldiğinin belirlenmesi faaliyetinin “tefsir” olarak nitelendirildiğini belirtti. Ondan sonra, Esas kanun’nın 2017 tarihindeki, 6771 sayılı Yasa’la meydana getirilen farklılığa mevzu “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” kuralının anlamını ve kapsamını klasik tefsir şekilleri çerçevesinde sırasıyla ele aldı.

LAFZİ YORUM: Tefsir şekillerinin başlangıcında gelen ve hukuk kuralının lafzını, kullanılan kelimelerin anlamını, dizilimini ve Türkçe dil bilgisi kurallarını temel yer lafzî tefsir ışığında “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” cümlesini anlamlandırabilmek amacıyla, ilk olarak kaidenin muhteviyatında yer edinen “Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı)” kelimesinin anlamının, bu sözcük ile neyin kastedildiğinin meydana konulması gerekecektir. “Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı)” kelimesi bir Esas kanun Hukuku terimidir. Dolayısıyla Esas kanun’nın 101’inci maddesinin ikinci fıkrasına mana verilirken bu kelimenin hergün dünyadaki manası yerine Türk Esas kanun Hukuku’ndaki terim anlamının, öteki bir ifadeyle tüzel anlamının temel alınması gerekmektedir. Bunun ise Esas kanun’nın harekette olan hükümlerine gore yapılması icap ettiği tartışmasızdır.

CUMHURBAŞKANI YÜRÜTME ERKİ DEMEKTİR: Başta 8’inci ve 104’üncü nesneleri olmak suretiyle yürürlükteki Esas kanun’nın bütünü temel alındığında Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) kelimesinin, “Devleti oluşturan erklerden yürütme erki, yürütme yetkisinin maliki olan Devlet başkanı” anlamlarına bulunduğu gözlemlenmektedir. Parlamenter hükümet sisteminden değişik olarak 2017 Esas kanun farklılığından sonrasında Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı), tek başına üç temel devlet erkinden önde gelen yürütme erki olarak belirlenmiştir. Bu vaziyet karşısında olumlu hukukumuzda “Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı)” kelimesinin en kısa, kapsamlı ve isabetli terim anlamının “yürütme erki” bulunduğunu dikkat çekmek hatalı olmayacaktır.

Bu çerçevede Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) kelimesinin yürürlükteki Esas kanun uyarınca kendine verilecek tüzel manası (terim manası) temel alındığında “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” şeklindeki Esas kanun kuralının manası, “bir kimsenin yürütme erki olarak daha çok iki kez Cumhurbaşkanlığı makamına seçilebileceği” şeklinde karşımıza çıkmaktadır. 6771 sayılı Yasa’un geçerliğe girmesinden ilkin seçilen Cumhurbaşkanlarının Devlet başkanı olmakla beraber (tek başlarına) yürütme erki olmadıkları, yalnız yürütme gücünün kullanılmasına sınırı olan seviyede katıldıkları bilinmiştir. Bu yüzden, parlamenter hükümet sistemi zamanında meydana gelen Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçimlerinin, Esas kanun’nın 2017 tarihindeki referandum sonrasında geçerliğe giren 101’inci maddesi mananında bir “Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) doğrusu yürütme erki tercihi” olarak kabul edilemeyeceği ve dolayısıyla bu seçimlerin, bugün bakımından ikiden çok seçilememe kaideyi dahil olmasında dikkate alınamayacağı açıktır.

TARİHSEL YORUM: Bir hukuk normunun anlamının, onu ihdas eden, onaylayıp geçerliğe koyan makamın bu ölçü ile erişmek istediği maksada gore belirlenmesini gerektiren tefsir metodu, zamanı tefsir yöntemidir. Yasa koyucunun, bir yasa hükmünü hangi maksatla kabul ettiğini direkt yada dolaylı olarak açığa vurma iradesi taşıması vaziyetinde bu iradenin yansıyabileceği mecra yasa teklifinin öne sürülen sebebi, önerisi görüşen komisyonun raporu, komisyon tutanakları yada Genel Heyet tutanakları olacaktır.

KOMİSYON RAPORU AÇIK: 6771 sayılı Yasa olarak yasalaşan yasa önerisi üzerinde düzenlenen Esas kanun Komisyonu raporunda, parlamenter hükümet sistemi zamanında meydana gelen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” kuralının uygulanmasında dikkate alınıp alınmayacağı noktasında tekbir tereddüde mahal bırakmayacak kati bir değerlendirmeye mekan vermektedir. Esas kanun Komisyonu raporundaki mevzuyla kelimeler şöyledir: “Gene, yürürlükteki ve Öneri’te yer edinen Esas kanun hükümlerinde ‘Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı)’ tabiri kesinlikle kullanılmakla birlikte, mevcut hükümlere gore Cumhurbaşkanının vazife ve yetkileri ile yürütme arasındaki pozisyonu Öneri’le getirilen hükümlerde etkili bir halde değiştirilmiş olduğu ve tamamıyla değişik bir hükümet sistemi arasında Cumhurbaşkanının düzenlenmiş olduğu açılmıs bir konuşma olduğundan, Öneri’in kanunlaşması ile getirilen iki dönem seçilebilme imkânında bu tertibin geçerliğe girmesinden ilkin vazife yapmış Cumhurbaşkanlarının vazife dönemlerinin hesaba katılmayacağı tartışmasızdır.”

AKSİ BİR DEĞERLENDİRME İLERİ SÜRÜLMEDİ: Böylece Esas kanun koyucu mevzu ile alakalı iradesini, 2017 tarihindeki Esas kanun farklılığı kanununun temel uzmanlık komisyonu olarak görüşüldüğü Esas kanun Komisyonu tarafınca düzenlenen ve Genel Heyet görüşmelerine dayanak alınan komisyon raporunda münakaşaya mekan bırakmayacak tarzda, nedeni öne sürülerek beraber meydana koymuştur. Kaldı ki yasa koyucunun Esas kanun Komisyonu raporuna yansıyan bu iradesinin karşıt yönünde bir değerlendirmeye söz mevzusu raporun karşıcılık şerhlerinde mekan verilmediği benzer biçimde, komisyondaki ve Genel Heyet’daki tartışmalarda da bu doğrultuda bir görüş ileri sürülmemiştir. Bu manada parlamenter hükümet sistemi vaktinde meydana gelen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin taze hükümet sisteminde ikiden çok Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilememe kaideyi uygulanırken dikkate alınmayacağı konusunda, o dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde mevcut olan siyasal parti öbekleri ile milletvekilleri içinde rastgele bir ihtilaf, ayrıca kararsız bulunmadığı da kaydedilmelidir. Dolayısıyla zamanı tefsir metodu dahil olmasında Esas kanun koyucunun, Esas kanun’nın 2017 senesinde değiştirilen 101’inci maddesinde yer edinen “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” hükmü uygulanırken, bu değişim evvelinde doğrusu parlamenter hükümet sisteminde seçilen Cumhurbaşkanlarının vazife dönemlerinin dikkate alınmamasını amaçladığı mevzusunda hiçbir kararsız bulunmamaktadır.

SİSTEMATİK YORUM: Dizgesel tefsir, bir hukuk kuralını müstakil ve bağımsız bir metin olarak ele almak yerine, onu öteki hukuk kuralları ile beraber imalı bir bütünün parçası olarak değerlendiren tefsir yöntemidir. Dizgesel tefsir yönteminden hareketle bir hukuk kuralının manası teşhis edilirken, söz mevzusu kaidenin parçası oldukları tüm (Esas kanun, yasa yada düzenleyici işlem) arasındaki pozisyonu, bu kapsamda var ise kendinin ve yapısında mekan almış olduğu kısmın ya da bölümün başlığı, gene bu kaidenin eş metin içinde beraber mekan almış olduğu öteki kurallarla ve üst hukuk normları başta olmak suretiyle o kaidenin oldukları mevzuda harekette mevcut olan öteki hukuk kuralları ile ilişkisi gözünüzün önünde bulundurulmalıdır.

Bilinmiş olduğu suretiyle Esas kanun’nın 101’inci maddesi 21.01.2017 tarihindeki ve 6771 sayılı Yasa’la değiştirilirken maddenin hepsi tekrardan kaleme alınmıştır. Bu çerçevede 101’inci maddenin 30.04.2018 tarihinde geçerliğe giren taze halinde, parlamenter hükümet sistemi zamanında meydana getirilen Cumhurbaşkanlığı tercihlerinde de geçerli olan kimi zaman ilkelere tekrardan mekan verilmesinin birlikte; minimum surat bin seçmenin yada son olarak meydana getirilen genel tercihlerde toplam geçerli oyların tek başına yada beraber minimum yüzde beşini almış olan siyasal partilerin Cumhurbaşkanlığına aday gösterebilmesi benzer biçimde, eski hükümet sistemi zamanında geçerli olmayan kimi zaman taze esaslara da mekan verilmiş bulunmaktadır.

101’İNCİ MADDE BİR BÜTÜNDÜR: Mevzu, Esas kanun’nın 2017 tarihindeki referandumla değiştirilen 101’inci maddesinin bütünlüğü içinde değerlendirildiğinde bu nesne, taze hükümet sisteminde yürütme erki olan Cumhurbaşkanının seçimine bağlı prensipleri belirlemiş ve nesne içinde ek olarak “bir kimsenin daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebileceğini” öngörmüştür. Dolayısıyla “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” şeklindeki hukuk normunun, dizgesel tefsir metodu temel alındığında, “bir kimsenin 101’inci maddede yer edinen prensiplerin yapma yeri bulmuş olduğu tercihlere katılarak ikiden çok Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilemeyeceği” şeklinde anlamlandırılması gerekecektir. Bu kapsamda mesela, Esas kanun’nın 101’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer edinen “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” kuralının eş maddenin üçüncü fıkrasında yer edinen “Cumhurbaşkanlığına, … minimum surat bin seçmen aday izah edebilir” kaideyi ile beraber okunması vaziyetinde, “surat bin seçmenin bir bireyi aday göstererek, eş bireyin iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilmesini sağlama imkânına haiz oldukları” kararına ulaşılmaktadır. Bu manada bir kimseyi ikiden çok olmamak suretiyle Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) talibi gösterebilmenin, surat bin bireyin eş iradeyi meydana koyması koşuluyla, Esas kanun’nın 101’inci maddesi tarafınca seçmenlere tanınan bir hak oldukları belirtilebilecektir. Oysa parlamenter hükümet sistemi zamanında meydana getirilen ve seçmenlerin aday gösterme imkânına haiz olmadığı Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçimlerinin daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilme kuralının uygulanmasında dikkate alınması, seçmenleri Esas kanun ile tanınan bu hukukî imkândan yoksun bırakacaktır. Bu nedenle “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” şeklindeki Esas kanun hükmünün, yapısında mekan almış olduğu 101’inci maddesinin bütünlüğü içinde yorumlanması bu hükmün bütün cümlelerinin bir tüm halinde yalnız hareket tarihinden sonrasında meydana gelen Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) tercihlerinde uygulanmasını gerektirmektedir.

BAĞIMSIZ BİR HÜKÜM OLARAK NİTELENDİRİLEMEZ: 16 Nisan 2017 tarihindeki referandum sonrasında yürürlükteki Esas kanun’da geçmekte olan “Bakanlar Heyeti” ibarelerinin hepsi ya hareketten kaldırılmış ya da “Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı)” kelimesi ile değiştirilmiş; böylece Esas kanun’nın 8’inci ve 101’inci maddelerinin yukarıda mekan verilen taze hareketleriyle ahenkli olarak, taze sistemde “Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı)”nın eski hükümet sistemindeki “Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı), Başbakan ve Bakanlar Heyeti”nun tamamına karşılık etmiş olduğu meydana konulmuştur. Bu çerçevede Esas kanun’nın 2017 tarihindeki, 6771 sayılı Yasa’la farklı 101’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer edinen “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” hükmü müstakil bir hukuk normu değil, Esas kanun’da Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin işleyişini düzenleyen ve hepsi 6771 sayılı Yasa’la 2017 senesinde ihdas edilen kaideler bütününün bir parçasıdır. Dolayısıyla dizgesel tefsir yönteminden hareketle söz mevzusu hükme mana verilmesi, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine bağlı 2017 senesinde kabul edilip 2018 senesinde geçerliğe giren bu kaideler bütününün gözünüzün önünde bulundurulmasını gerektirmektedir. Bu ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi zamanında geçerliğe giren “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” hükmünün, “bir kimsenin parlamenter hükümet sistemi zamanında Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı), Başbakan ve Bakanlar Heyeti tarafınca beraber kullanılan yürütme yetkisine tek başına haiz Cumhurbaşkanlığı makamına iki defadan çok seçilemeyeceği” şeklinde anlamlandırılmasını sonuç vermektedir.

GAÎ YORUM: Yasa koyucunun kanunu ihdas ederken izlediği sübjektif hedefin birlikte kanunun uygulanacağı dönemin sosyal ihtiyaçlarının da dikkate alınması üzere kanunun nesnel hedefinin belirlenmesini tahmin edilen gaî tefsir metotunda, kanunun kendinin zaman içinde değişebilen nesnel hedefine üstünlük tanımaktadır. Bir hukuk kaidene gaî tefsir yönteminden hareketle mana verilirken söz mevzusu kaidenin hukuk yerküresinde var olmasıyla elde edilmek istenen neticenin ve kaidenin anlamlandırıldığı dönemin sosyal ihtiyaçlarının gözünüzün önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu manada gaî yorumda hedeflenen, bir yasa hükmünün mazide değil de bugün geçerliğe konulması halinde, günlük sosyal gereksinimler ışığında yasa koyucunun iyi mi bir irade meydana koyacağının tespitine çalışılmasıdır. Bu çerçevede yürürlükteki Esas kanun gereği günümüzde halen geçerli olan hükümet sistemi Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemidir ve bu sistemin, 2017 tarihindeki referandumdan ilkin harekette olan parlamenter sistemden en mühim farkı, Devletin yürütme erkinin başlangıcı ve bu kapsamda Cumhurbaşkanının hükümet sistemi arasındaki konumudur. Bu noktadan hareketle, terçih usulü de dâhil olmak suretiyle Cumhurbaşkanlığı hakkında neredeyse bütün hükümlerin tekrardan kaleme alındığı bir Esas kanun (hükümet sistemi) farklılığı sonrasında, değişim kapsamındaki öteki kuralların birlikte tek başına yürütme erki konumuna gelen Cumhurbaşkanının seçimiyle olarak belirlenen esasların da münhasıran bu pozisyondaki Cumhurbaşkanlığı makamı amacıyla meydana getirilen tercihleri kapsamına alacak tarzda yorumlanmasının günlük sosyal gereksinimlerle, dolayısıyla gaî tefsir metoduyla çelişen bir yönünün bulunmadığı açıktır.

KANUNLARIN ZAMAN BAKIMINDAN UYGULANMASI: Kanunların vakit bakımından uygulanması, bir hukuk kuralının hangi tarihte gerçekleştirilen vaka yada hususlar üzerinde uygulanacağının belirlenmesini tabir etmektedir. Rastgele bir tüzel meseleye kanunların vakit bakımından uygulanmasına bağlı kurallardan hareketle çare aranılması amacıyla, ilk olarak söz mevzusu tüzel probleminin kanunun kapsamına girdiğinin kabul edilmesi gerekmektedir. Öteki bir ifadeyle bir kanunun hangi tarihte gerçekleştirilen vaka ve vaziyetlere uygulanacağının teşhisi, sadece o kanunun mevzu (mana) bakımından dahil olması içinde kalan vaka ve hususlar yönünden imalı olacaktır. Oysa tefsir şekillerinden hareketle meydana konulduğu suretiyle, Esas kanun’nın 101’inci maddesinde mekan verilen “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” kuralının manası “bir kimsenin daha çok iki kez yürütme organı olarak seçilebilmesi” olduğundan; parlamenter hükümet sistemi zamanında meydana getirilen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 101’inci nesne dahil olmasında kalmadığı açıktır ve dolayısıyla meselenin bir de kanunların vakit bakımından uygulanmasına bağlı kaideler çerçevesinde ele alınmasına gerekseme bulunmamaktadır. Ne var ki, “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” şeklinde bir kaidenin 2017 senesinde meydana gelen Esas kanun farklılığından ilkin de Esas kanun’da mekan alması, araştırma mevzusu tüzel mesele yönünden (kimileri bakımından) tereddütler meydana getirmektedir. 2017 tarihindeki Esas kanun farklılığı evvelinde de Esas kanun’nın 101’inci maddesinde eş içerikte bir kaidenin mekan almasından hareketle kimi zaman yazarlar, Esas kanun farklılığı evvelinde (parlamenter hükümet sistemi zamanında) meydana gelen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, değişim sonrası daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilme kuralının uygulanmasında dikkate alınması icap ettiğini ileri sürmektedirler. Bu vaziyette araştırma mevzusu tüzel meselenin kanunların vakit bakımından uygulanmasına bağlı ilkeler bakımından da ele alınması, mevzu üzerinde gelişmeye gelebilecek bütün istifhamların bertarafı yönünden yararlı olacaktır.

KURAL: Kanunların vakit bakımından uygulanmasına bağlı genel ilkeler ışığında bir yasa hükmü, kaide olarak, geçerliğe girmiş olduğu tarihte mevcud yada bu tarihten sonrasında gerçekleştirilen vaka ve hususlar üzerinde uygulanacaktır. Öteki taraftan bir kanunun, harekette olmadığı bir dönemde mesela hareketten kalkmasından sonrasında gerçekleştirilen vaka ve hususlar üzerinde uygulanabilmesi de kaide olarak mümkün bulunmamaktadır. Çabuk tesir ilkesi olarak da isimlendirilen, yasa hükümlerinin geçerliğe girdikleri tarihte mevcut olan (tamamlanmamış) vaka ve hususlar ile hareket tarihlerinden sonrasında gerçekleştirilen vaka ve hususlar üzerinde uygulanmaları gerekliliği, Esas kanun’nın 2’nci maddesinde yer edinen hukuk devleti ilkesinin faktörlerinden hukuk emniyeti prensibinin gereği olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda söz mevzusu gereklilik Esas kanun Mahkemesi kararlarında da çeşitli vesilelerle anlatılmış bulunmaktadır. Bununla beraber kuşgusuz yasa koyucunun mazide gerçekleştirilen vaka ve hususlar üzerinde tesir doğuracak tarzda yasa hükümleri ihdas etmesi de teknik olarak mümkündür. Ne var ki kanunların vakit bakımından uygulanmasında kaide hareket tarihinden sonrasında gerçekleştirilen vaka ve vaziyetlere uygulanma olduğundan; bu kaidenin istisnasını oluşturan maziye güçlü bir kanunun (yada öteki bir hukuk kuralının) varlığından söz edebilmek amacıyla, söz mevzusu maziye tesir durumunun yasa metninde alenen anlatılmış olması gerekmektedir. Huysuz vaziyette kanunun vakit bakımından uygulanması noktasında “kural dışı” değil, “kaide” geçerli olacaktır.

101’İNCİ MADDE BÜTÜN FIKRALARIYLA BİRLİKTE DEĞİŞTİRİLMİŞTİR: 2017 tarihindeki Esas kanun farklılığına bağlı 6771 sayılı Yasa’un 7’nci maddesi, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti (ulusal egemenliği) Anayasası’nın 101’inci maddesini değiştirirken, eski maddede yer edinen kimi zaman fıkra, cümle ya da ibareleri ilga edip yerlerine yenilerini koyma yada kimi zaman fıkra, cümle ya da ibareleri tazeleriyle değişiklik yapma usulünü seçim etmemiştir. Bunun yerine yasa koyucu, 6771 sayılı Yasa’un 7’nci maddesinde “2709 sayılı Kanunun 101 inci maddesi başlığıyla beraber aşağıdaki tarzda değiştirilmiştir” şeklinde bir tertip öngörerek, 101’inci nesneyi tümüyle tekrardan kaleme alma yolunu izlemiştir. Bu tercihin tüzel karar ise, kimi zaman fıkraları eş hükümleri içerse dahi (ökeli), 6771 sayılı Yasa’un hareketi evvelinde ve sonrasında hukuk âleminde iki tek başına 101’inci maddenin varlığıdır.

İKİ FARKLI 101. MADDE VARDIR: Rastgele bir cümleyi ya da bir kelimeler dizisini, bayağı bir metin olmanın ötesinde “yasa hükmü” icra eden şey, bu cümlenin yasa olması noktasındaki yasa koyucu iradesidir. Dolayısıyla rastgele iki yasa hükmünü birbirinden değişik yasa hükümleri kılan şey de yasa koyucunun bu hükümleri yasalaştıran iradelerindeki farklılıktır. Dolayısıyla iki hukuk kuralının eş kelimelerden başlaması, bu kuralları kanunlaştıran yasama organı iradelerinin değişik olması vaziyetinde, bu kuralların değişik hukuk kuralları olarak nitelendirilmesine engel olması imkansız. İşte kimi zaman yazarların, Esas kanun’nın 101’inci maddesine 2007 senesinde eklenen “Bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” kuralının 2017 tarihindeki Esas kanun farklılığı ile değiştirilmediğini söylerken gözden kaçırdıkları yaşamsal nokta budur. Bu aşamada, 2007 senesinde geçerliğe girip 2018 yılına kadar harekette kalan ve 5678 sayılı Yasa’un Esas kanun kaideyi şekline getirmiş olduğu “Bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” kaideyi ile 2017 tarihindeki referandumdan sonrasında 30.04.2018 tarihinde geçerliğe giren, halen harekette olan ve Esas kanun koyucunun 6771 sayılı Yasa’la meydana koyduğu irade sonucunda Esas kanun hükmü şekline gelen “Bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” kuralının hukuken “eş hukuk kaideyi” olmadıkları açıktır.

ESKİ KURAL YÜRÜRLÜKTEN KALKTI: Türk Hukukunda bir kimsenin daha çok kaç kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebileceği mevzusunda eş organizasyonu öngörmekle birlikte, 2017 tarihindeki Esas kanun farklılığı evvelinde ve sonrasında mevzu üzerinde hukuk âleminde varlık gösteren iki tek başına Esas kanun kaideyi bulunmaktadır. Bunlardan parlamenter hükümet sistemi dönemindeki Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçimlerine bağlı olan ve 2007 tarihindeki, 5678 sayılı Yasa’la geçerliğe konulmuş olan birinci kaide 30.04.2018 tarihinden başlayarak harekette değildir. Bu kaidenin artık anılan tarihten sonrasında hukuk yerküresinde tekbir yargı ve netice doğuramayacağı açıktır. Dolayısıyla bugün yapılacak bir Cumhurbaşkanlığı tercihi amacıyla gelişmeye gelen, “parlamenter hükümet sistemi zamanında meydana getirilen Cumhurbaşkanlığı tercihleri 30.04.2018 tarihinden sonrasında, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi zamanında meydana gelen Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) tercihlerinde daha çok iki kez seçilebilme kuralının uygulanmasında dikkate alınacak mı?” sorusuna, 5678 sayılı Yasa’la 2007 senesinde geçerliğe giren ve ancak 30.04.2018 tarihinde hareketten kaldırılan 101’inci maddeden hareketle yanıt verilebilmesi mümkün değildir.

YENİ 101’İNCİ MADDE YENİ DURUMLAR İÇİN: Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi dönemindeki Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçimlerine bağlı usul ve esasları belirleyen ve 2017 tarihindeki referandumda kabul edilen kanunla bir tüm olarak tekrardan yazılan ikinci 101’inci maddede yer edinen “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” hükmü, 30.04.2018 tarihinde geçerliğe girmiştir. Dolayısıyla bu yargı kaide olarak doğrusu karşıt alenen öngörülmediği sürece bu tarihten sonrasında gerçekleştirilen vaka ve hususlar, dolayısıyla gene bu tarihten sonrasında gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) tercihleri üzerinde yargı ve netice doğuracaktır.

MEVCUT DURUM HALİ TEŞKİL ETMEZ: Esas kanun’nın 2017 referandum kararında değiştirilen 101’inci maddesinde yer edinen “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” hükmünün kendine tüzel netice bağladığı vaka / husus, “Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilmek”tir. Öteki bir ifadeyle söz mevzusu nesne olası Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) adaylarına “Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilmek” yönünden bir adet sınırlaması getirmektedir. Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilmek ise hukukumuzda, (5678 sayılı Yasa’la 2007 senesinde meydana gelen Esas kanun farklılığından başlayarak) Yüksek Terçih Heyeti’nun terçih takvimini duyuru etmesiyle süregelen ve Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) tercihi kati neticelerinin tespitine bağlı Yüksek Terçih Heyeti hükmünün ilanıyla nihayetlenen bir süreçtir. Bu aşamada Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilme olgusu, Cumhurbaşkanının vazife ve yetkileri ya da vazife müddeti benzer biçimde Cumhurbaşkanının vazifede oldukları vakit dilimi süresince süren bir tüzel husus değil; Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) terçih neticelerine bağlı kati hükmün ilanıyla beraber tamamlanan bir tüzel durumdur. Dolayısıyla 30.04.2018 tarihinden ilkin rastgele bir tarihte alınan Yüksek Terçih Heyeti hükümleriyle duyuru edilen kati terçih neticelerine gore Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilen insanlar yönünden tamamlanmış bir tüzel vaziyete karşılık eden “Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilme” olgusunun, 6771 sayılı Yasa’un 7’nci maddesine mevzu Esas kanun değişikliğinin geçerliğe girmiş olduğu 30.04.2018 gün bakımından “mevcut bir tüzel husus” olarak nitelendirilebilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu vaziyette 30.04.2018 tarihinde geçerliğe giren “bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” hükmünün, 2014 senesinde tamamlanan Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) tercihleri dikkate alınarak uygulanmak istenmesi, kanunların hareket tarihlerinde mevcut olan (tamamlanmamış) vaziyetlere uygulanması değil, Esas kanun’ya alenen ters tarzda kanunların maziye yürütülmesi olacaktır.

ANAYASA MAHKEMESİ’NİN EMSAL KARARI: Esas kanun Mahkemesi de tercihle çalışma başına gelinen vazifelerde adayların seçilmesi bakımından adet sınırlaması getiren kanunların vakit bakımından uygulanmasında, kanunun geçerliğe girmiş olduğu tarihten ilkin seçilen (ve bu kapsamda gene kanunun hareket tarihinde vazife yapmakta olan) bireylerin durumunun, “mevcut tüzel husus” dahil olmasında olmadığı kanaatindedir. Bu çerçevede Esas kanun Mahkemesi, 18.05.2011 tarihinde oybirliğiyle verdiği E.2008/80 K.2011/81 sayılı sonucunda, belli bir vazifeye seçilme mevzusunda adet sınırlaması getiren bir yasa hükmünün, hareket tarihinden ilkin meydana getirilen tercihlerde bu vazifeye seçilmiş mevcut olan (ve halen vazifede olan) insanlar yönünden hareket tarihinden evvelki seçimlerin de dikkate alınması üzere uygulanmasını “maziye tesir yasağı” dahil olmasında değerlendirmiştir.

SADECE İSİM BENZERLİĞİ: Son tahlilde Esas kanun’nın 101’inci maddesinde yer edinen ve 2017 tarihinde kabul edilen Esas kanun farklılığı sonrasında geçerliğe giren “Bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” kuralının yorumlanmasında kimi yazarların yapmış olduğu yanılgı, Esas kanun’nın değişim evvelindeki ve sonrasındaki hükümlerinde kullanılan “Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı)” ibaresinin sözcük anlamıyla dikkate alınıp, eş içerikte kabul edilmesinden meydana gelmektedir. Oysa, ibarenin terim manası ve içinde ne olduğu, ayrıca mahiyeti 2017 tarihindeki Esas kanun farklılığı ile tümüyle değişmiştir. Bir diğer ifadeyle, 2017 tarihindeki Esas kanun farklılığı evvelindeki ve sonrasındaki iki “Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı)” içinde yalnız bir ad benzerliği vardır; mana ve içerikleri tümüyle farklıdır. Bu açılmıs tüzel olgunun bir an amacıyla aksinin kabul edilmesi halinde dahi (ökeli), 2017 tarihindeki Esas kanun farklılığı ile hareketten kaldırılan 101’inci maddede yer edinen “Bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” kaideyi bugün bakımından harekette değildir. Hukukta, harekette olmayan bir kaideye dayanılarak yargı kurulamayacağı tartışmasızdır. 2017 tarihindeki Esas kanun farklılığı ile beraber 30.04.2018 tarihinde geçerliğe giren 101’inci maddedeki “Bir kimse daha çok iki kez Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçilebilir” kaideyi ise hemen hemen iki Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) tercihinde uygulanmış değildir. Dolayısıyla parlamenter hükümet sistemi zamanında meydana getirilen Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) seçimlerini mecburiyet göstererek, Türkiye’de rastgele bir kimsenin 2023 senesinde yapılacak Cumhurbaşkanı (kamubaşkanı) tercihlerinde aday olamayacağını dile getirmek hukuken tekbir tarzda mümkün bulunmamaktadır.


BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

GÜNDEM

Futbol ...

Futbol ...

SON YORUMLAR