Pazar, Mayıs 22, 2022
Ana SayfaMagazinBergen filminden bende kalanlar | Yaşam

Bergen filminden bende kalanlar | Yaşam

Son olarak ne süre beyaz perdeye gittiğimi hakkaten hatırlamıyorum bile. Bergen filmi ile açılışı yaptık. İzlemeyenler amacıyla bol miktarda spoiler içereceğini şimdiden söyleyeyim.

Filmin fazlaca mesajı var elbet, fakat başat nokta belli: hanıma amaçlı adam sertliği. Son zamanlarda medyada “bu erkek dövüyor fakat bir sor niçin dövüyor” vurgusuyla devamlı faili anlamaya çalışan tasarruf pek yok. Bir sahnede bir tek Halis Özgür’in babasının da onu dövdüğünü duyuyoruz. Fakat bundan da o şekilde travmatize olmuş benzer biçimde bahsetmiyor aslına bakarsanız. Hak veriyor babasına.

Filmi daha fazlaca ‘hanım niçin buna tutuluyor, iyi mi kaçamıyor, adam sertliği nelerden tetikleniyor?’ üstüne odaklanıyor.

Bende kalan mesajların bir bölümünü şu şekilde toparlamak isterim:

1. Babaları tarafınca sevilmeyen hanımefendiler fail erkeklerle ilişki kurmaya daha yatkın olur

Bu önermenin muhatapları ruh sıhhati uzmanları olmalı muhakkak. Çocuklukta sevgisiz bırakılmış, anne babaları tarafınca manipüle edilmiş, sıhhatli bağlar kuramamış bireylerin yetişkinlikte toksik ilişkileri ayırt edemediğini, bir tutsaklık çemberini sevgi addettiklerini biliyoruz. Uzmanlar bu mevzuda bas bas bağırıyor.

Öte taraftan orada olmayan baba (absent father), baban yaşlarında insanla birlikte olma; ‘dad issue’ denen nokta şimdi bile açıklamaya yoksul. Bu meselenin ne kadarı ebeveynlik pratikleriyle alakalı, ne kadarı sosyal cinsiyet inşasıyla alakalı tartışmak gerekli. “Arkamda dağ benzer biçimde babam” söylemine olan mesafe ile “babam kırılgan adamdır, basit incinir” söylemine olan mesafeyi birazcık oturup tartmak gerekli.

2. Bayanlar ailelerinden tasdik alabilmek amacıyla evlenmek zorunda bırakılırlar

Bu tespite katılmamak elde değil. Zira bunun o denli fazlaca emsali var ki… Hani kesişimsel feminizm diyoruz ya, kimi hanımefendiler değişik alanlarda ayrımcılığı birlikte yaşıyor. Kürt hanımefendiler, başörtülü hanımefendiler, queer hanımefendiler ek ayrımcılığa maruz kalıyor. Bu başlıklardan biri de bu coğrafyada bekar hanım olmak. Evli hanımefendiler görece ayrıcalıklı kalıyor. En azından ailenin ve doğal olarak toplumun beklentisini karşılamış oluyorlar.

O o şekilde bir beklenti ki bir kez evliliğe ilk adımını attı mi de tekrar boşanmamak teşvik ediliyor. Boşanmış hanım olmak bekar hanım olmaktan bile fena maazallah. Toplumun ve onun en ufak birimi ailenin bakışı “en fena evlilik bile evli olmamaktan yeğdir.” Sonrasında işte bu şekilde ne güneşler batıyor.

3. Toksik erkeklik şahsen parasını kazanan, kuvvetli hanım istemez

Halis ilkin Bergen’in otomobilini alıyor elinden, senetlerini ödeyip onu borçlandırıyor kendine. Sonrasında yüzüne vurmuş olduğu anda belirgin oluyor oyunu. Sonrasında mesleğini icra etmesine engel oluyor. Para kazanan, özüne otomobil meydan bir karı yok artık.

Sonrasında da her “ben senin istediğin yaşamı yaşamayacağım, şahsen mutluluğum amacıyla gayret harcayacağım” söylediği anda dövüyor bayanı. Sosyal cinsiyete dayalı sertlik diye anılan tam da burada işte. Bayanlar çalışmak diledikleri amacıyla, boşanmak diledikleri amacıyla, itaat etmedikleri amacıyla, diledikleri hayatları yaşamak diledikleri amacıyla öldürülüyor.

4. Kuvvete meyyal erkek eninde nihayet hakiki yüzünü gösterir

Bergen’in anası (ve ayrıca babası da) ilk bakışta anlıyorlar Halis’in karanlığını, kuvvete yatkınlığını. Bergen ne kadar sertlik yanlısı olsa da seven adam sevdiğinin “saçının teline ziyan vermez” sanıyor. Halis her dayaktan sonrasında onlarca kere özür diliyor, armağanlar alıyor. Fakat husus değişmiyor. Dozunu arttırarak devam ediyor sertlik. Bu böyledir. Sertlik döngüsü şahsını tekrarlar. Balayı süreci denen, sertlik sonrası özürler/armağanlar bir tek bi süre bir evredir. Sertlik bir süre sonrasında tekrardan tırmanır.

Balayı evresinde bir süre, piknikte büyük bir öfkeyle, yok mekana evlatların topunu kesiyor Halis. Bergen o süre fark ediyor balayı evresinin de “balon” bulunduğunu. Kuvvete meyyal şahıs eninde nihayet hakiki yüzünü meydana çıkarır bundan dolayı.

5. Yüze kezzap atma yaralama maksadı taşımaz, toplumsal ölüme sürükleme maksadı taşır

Bu da gene cinsiyetli bir fiil. Siz asla yüzüne kezzap atılan adam duydunuz mu? Topuklarına sıkılır adamların örnek olarak. Tehdit anlamı taşır. Yüze kezzap atma halinde ise eylemin maruz kalanı kadınlardır. Bayanların güzelliklerine, bedenlerine bir tehdittir. “Madem ki sen beni istemiyorsun, benden ayrı kimselerle de olamayacaksın öyleyse. Sana o şekilde bir şey yapacağım ki kimsenin yüzüne bakmak istemeyeceksin.” Hanım hareketlenmeyi, bu eylemin başka bir kabahat kategorisinde değerlendirilmesi amacıyla uzun süreden beri savaşım ediyor. Bireyin bacağını yaralamak benzer biçimde bir kabahat değil bundan dolayı. Içsel unsuru bambaşka.

6. Hanım dayanışması yaşatır

Bergen’in yaşamı hep hanımlarla ayaklanıyor. Anası sabahlara kadar dikiş dikiyor onu okutmak amacıyla. Her gittiği mekana ardından gidip ona arka çıkıyor. Müzik muallimi canla başla çalışıyor onu konservatuara sokabilmek amacıyla. Çalmış olduğu gazinodaki dansöz hanım sırdaşı, arkadaşı oluyor. Halis’in onu kapattığı konutta başını dışarı uzatabilmesini elde eden gene bir karı komşusu. Hatice ablası onu ailenin öteki üyelerine karşı savunma ediyor. Bergen’in anası “sen bu kızı sahipsiz mi sandın?” diye kükrüyor katil Halis’e. Bergen de hayatındaki kadınlardan kuvvet alıyor, bir hayli ayrı hanım benzer biçimde.

Film bittiğinde kalan duygu hiddet. Çiçek benzer biçimde bir kadının göz gore gore yaşamını karartıyor bir erkek. Üstelik ceza bile almıyor. Bu cezasızlık, bu fail aklayıcılık kişiyi öfkelendiriyor. Belkide ne var arkasında diyorsun. Fakat o şekilde karmaşık bir sır yok, hanım düşmanlığı var.

İlaveten bayanların niçin kaçamadıklarını, iyi mi kaçamadıklarını da fazlaca iyi meydana koyuyor film. “Aman boşansaymış o da…” diye sırça köşkünden hüküm dağıtanlara net bir ileti veriyor. Gişesi bolca olsun.

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

GÜNDEM

SON YORUMLAR