Pazartesi, Mayıs 23, 2022
Ana SayfaMagazinAğıt | Yaşam

Ağıt | Yaşam

Mevlana’nın oldukca meçhul bir şiirini üleştirmek isterim bugün:

Ağıt Şiiri

Göz gamın ne işe yaradığını bilseydi,

sema bu hicranı çekseydi,

han bu acıyı duysaydı;

göz gece demez gündüz demez ağlardı,

gökler yıldızlara, güneşle, ayla

gece demez gündüz demez ağlardı.

han bakardı ününe,

tacına, tahtına, tolgasına, kemerine,

gece demez gündüz demez ağlardı.

Gül bahçesi kışın geleceğini duysaydı,

uçan kuş avlanacağını bilseydi,

gerdek gecesi bu özlemi görseydi;

gül bahçesi hem güle hem dala ağlardı,

uçan kuş uçmaktan vazgeçer ağlardı,

gerdek gecesi öpüşmeye, sarılmaya ağlardı.

Zaloğlu bu zülmü görseydi,

ecel bu çığlığı duysaydı,

cellâdın kalbi olsaydı;

Zaloğlu muharebeye, yiğitliğe ağlardı,

ecel bakardı özüne ağlardı,

cellât, kalbi taş olsa, ağlardı.

Kumru, başına geleceği duysaydı,

tabut, içine gireni bilseydi,

hayvanlarda bir parça düşünce olsaydı;

kumru selviden ayrılır ağlardı,

tabut omuzda giderken ağlardı

öküzler, beygirler, kediler ağlardı.

Vefat acılarını görmüş oldu tatlı can,

koyuldu işte bu şekilde ağlamaya.

Olanlar oldu, gitti arkadaşım benim.

şu yerküre bir altüst olsa, ağlasa mekanı var.

öylesine topraklar aşşagıda kalmışım.

Olanları idrak etmek mümkün mü? İnsanın kişiye topla tüfekle saldırmasını, öldürmesini, katletmesini idrak etmek mümkün mü?

“Şu yerküre bir altüst olsa, ağlasa mekanı var”

Evet var. Dünyanın bütün acıları vaktinde eksizsizce ağlanılmamış acılardan doğuyor zira. Yaşanmış olan acılar bir mekana gitmezken, acı üzerine acı katan kalpsiz cellatların yarattığı savaşlar ekleniyor tarihe.

Öksüz kalan acılar kendilerine gidecek bir yuva arıyorlar.

“Cellâdın kalbi olsaydı”

Acının yuvası yastır. Yas bir tek acı – üzüntü değildir. Kayıplarımız karar gelen acıya ve kedere konut sahipliği yaparak onları dönüştüren, üzücü olmaktan yapıcı olmaya geçişlerine müsaade eden bir ana-baba ocağıdır.

Martin Prechtel, Yağmura Kavuşan Toprağın Kokusu isminde kitabında yası spiritüel bir enzime benzetir. Kayıplarımızın yarattığı acı, kaybolmuşluk ve baş karışıklığı şekillerini bu enzim aracılığı ile yaşayan bir güzelliğe ve zarafete dönüştürebileceğimizden bahseder.

“Yas bir mekana gitmez… Yas, hayattaki ıstıraba tanıklık ederken bununla beraber kaderinizde iyi mi bir yön alacağına ilişkin kararınızı sabırsızlıkla bekler… Alınacak en iyi sonuç bütün yasın, yas temelli bir güzellik ve faydalılığa dönüştürülmesidir.” diye devam eder.

Yasın elimizden tutmasına izin vermediğimiz, acıları görmezden geldiğimiz bir insanlığın yaşamış olduğu dramdır bu halimiz.

Silahlar kimi öldürdüğünü bilse ağlardı…

Kim bilir hakkaten şu dünyanın şahsen özüne alt üst olmasına değil, onu alt üst edecek tarzda ağlamaya ihtiyacımız var.

Not: Yaşadığım topraklarda son bir aydır durmadan yağmur yağıyor. Gece gündüz durmadan yağıyor. Belkide diyorum, kim bilir sema ağlamayı unutmuş insanoğlu amacıyla ağlıyor.

Mevlana’nın bu şiirini Yılmaz Erdoğan’dan dinlemek isterseniz:

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

GÜNDEM

SON YORUMLAR