Perşembe, Mayıs 19, 2022
Ana SayfaMagazinHayatın halleri: Haklıyım - Haksızsın

Hayatın halleri: Haklıyım – Haksızsın

Bundan önceki yazımı Mevlana’nın içimde heves uyandıran cümlesiyle tamamlamıştım.

“Haklı ve haksızın ötesinde bir mekan var, seninle orada buluşalım.”

Yazıma aynı da diyebileceğimiz eş cümleyle başlangıç yapmak geçti kalbimden. Mevlâna yaşasa sormak arzu ederdim: “Haklı ne demek, haksız ne demek sana bakılırsa Mevlana?” diye.

Acaba Mevlana’nın ‘bunların ötesinde bir mekan var’ söylediği iyi mi bir mekan?

Senin de arasında heves var mı? Sen haklısın- ben haklıyım yarışı olmasaydı bu hayatta yerküre iyi mi bir mekan olurdu acaba?

Peki yaşadığımız yaşamın arasında başımıza onlarca şekil gelirken, haklılık-haksızlık ekseninin ötesindeki mekanda iyi mi buluşuruz?

Yanıtını bana sormayın, hemen hemen bilmiyorum. Yanıtı arıyorum, hep birlikte o mekana varır mıyız, varmanın yollarını bulur muyuz diye yazarak düşünüyorum ve birlikte düşünelim isterim.

Türk Dil Kuruluşu’nun tanımına bakılırsa hak: hukuka olumlu olan, hukukun, adaletin gerektirdiği ve birine ayırdığı şey, kazanım, gelir demek. Haklı da davası, aklı hakka olumlu olan demek.

Bu tanımlar Mevlana’nın bahsetmiş olduğu ile aynı da diyebileceğimiz eş manaya gelmiyor sanki. Sence iyi mi düşünüyorsun?

Hergün konuşma halime baktığımda ve birine ‘haklısın’ derken kendimi yakaladığımda, ‘ben de senin şeklinde düşünüyorum’ demek istediğimi fark ediyorum. Karşımdakiyle aynı da diyebileceğimiz eş, yakın ya da benzeyen düşündüğüm mekanda ahenk, zihniyet ihtiyaçlarım karşılanıyor ve bir problem çıkmıyor.

Peki ya karşımdakinden değişik düşündüğümde?

Burası çıkmaz sokak diyen kaç kişiyiz?

Yaşamın başımıza getirmiş olduğu hallere baktığımda, anlaşmazlıkların, uzlaşmazlıkların, çatışmaların ve dahi (ökeli) savaşların kısaca kuvvetin buradan çıktığını fark ediyorum.

Sanırım Mevlana’nın bahsetmiş olduğu kuvvetin ötesinde bir yaşam… Yaşasaydı bizi dizinin altına oturtup, tek tek anlatır mıydı “Güzel kardeşlerim; bu haklı-haksız oyununun bir sonu yok, ötesine bakalım” der miydi? Olsa ve dese ne hoş olurdu.

Şu şekilde bir an gözünü kapatıp benimle beraber hayal etmek ister misin? Son olarak ne vakit, oldukca inandığın bir mevzuda haklı bulunduğunu ne pahasına olursa olsun savundun? Bu müdafa halin iletişimde olduğun insanla ilişkini iyi mi etkiledi? Şu an bu deneyimi hatırladığında şahsını iyi mi hissediyorsun? Ben haklıyım, sen haksızsın söylediğin cümlelerin ardında hakiki özlemin neydi? Duyulmak mı? Anlaşılmak mı? Saygı mı? Ben haklıyım, sen haksızsın yerine, ‘ben bu şekilde düşünüyorum ve bu düşüncem senin düşüncenden değişik diye anlıyorum’ demiş olsan ve değişik düşüncelerle de birbirimizi sevip kabul edebilsek, Mevlana’nın bahsetmiş olduğu o mekana doğru yaklaşır mıyız?

İletişimde olduğum kişilere ‘hayatta en oldukca ne istiyorsun, neyi özlüyorsun?’ diye sorduğumda aldığım yanıtlar ya da doğum günü dileklerinde anlatılan cümleler oldukca benzeyen, “sıhhat, rahatlık, mutluluk”. Kimse haklı olmayı dilemiyor bu şeklinde dileklerde. Hepimiz rahat olmak, sıhhatli olmak, mutlu olmak istiyorken, hayat yaşanırken, haklı olma isteğimizi bir birşeyler besliyor sanırım. Psikoloji uzmanlarının buna ilişkin yanıtları vardır. Ben uzman olarak yazmıyorum. Ben yazarak düşüneyim, siz de okuyunca birlikte düşünelim isterim ve soruyorum sana; yaşamın akışında haklı çıkmak amacıyla didindiğin kaç mevzunun nihayet mutlu, rahat oldun?

Benim deneyimlerimde haklı çıkmaya çalıştığım yerlerde hep kalabalık bir savaşım ve hatırlamadığım kadar azca bir mutluluk var. O deneyimlerime hemen baktığımda, haklı çıkmak amacıyla savaşım vermek yerine karşımdakini idrak etmek amacıyla çaba etseydim kurduğum ilişkiler daha bir derinlikli olur muydu? Kuşgusuz.

Büyük büyük meselelerden de bahsetmiyorum üstelik. Öyleki kolay mevzularda oluyor ki bu haklılık haksızlık çekişmesi. Onlarca emsal sayacağım fakat senin bizzat misallerin üstünden düşünmeni daha oldukca isterim. Benim vereceğim emsaller birazcık daha genel olabilir; ülkede enflasyon var mı yok mu? Yaşam pahalı mı, değil mi? Hangi otomobil markası emniyet bakımından daha iyi? Putin Ukrayna’ya karşı harp başlatmakta haklı-haksız diye tartışan duydum. Bu çeşit tartışmaların sonunun huzurla sonuçlandığına asla tanık olmadım. Bir taraf sürekli olarak bizzat haklılığını öteki tarafın haksızlığına odaklandığı sürece rahatlık güç bulunur diye düşünüyorum.

Bu yazıyı yazdığım, 8 Mart 2022 günü, gezegenimiz Yerküre üstünde deneyimlemekte olduğumuz ortaklaşa hayat şekline bakın, ortak gerçekliğimiz: Pandemi, ekonomik kaynaklarda darlık-kısıtlılık ve Ukrayna – Rusya içinde harp. Aynı gün kitaplarında okuduğumuz şeklinde bir dönemden geçiyor insanlık. Bilim kurgu değil, bir hakikati deneyimliyoruz hep beraber. Yerkürede harp gerçeği varken, sertlik en derin yerinden açığa çıkmışken, savaşla meselelerin ardındaki en kolay gerçek ne sizce? İki tarafın bizzat düşüncesinin haklılığını müdafa ve ispatlama arzuyu değil mi sizce? Bu haklı olayım, benim istediğim olsun düşüncesinin hiç kimseye rahatlık ve mutluluk vermeyeceği yüzyıllardır yaşanmış deneyimlerle belliyken, 21. asırda, insanlık bu denli gelişmişken, anlaşmazlıkları barışla sonuçlandırmanın zihinsel, düşünsel ve ifadesel olarak birden çok stratejisi bulunabilecek iken, ilkellikle, öldürme dürtüsü, haklılık haksızlık oyunlarıyla bir mekana varılamayacağı belirli değil mi?

Bu çerçeveden bakınca, hemen heves ediyorum hayatta haklı olmak mı, rahat olmak mı daha değerli?

Bizzat değerlerimizden vazgeçmeden değişik düşüncelerimizle birbirimizi duymak, idrak etmek ve ortak huzuru yaratmak amacıyla iyi mi mümkün olur?

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

GÜNDEM

SON YORUMLAR